“Bizim Mahalle”ye Çağrı

Türkiye’de terörün kol-kanat kıran acımasızlığı insanda takat bırakmıyor.
İşbu yazı önce kendime, sonra “bizim mahalle”ye çağrımdır:

1. Terörün bitmesini istiyorsan sihirli bir değneğin gelip ülkedeki her şeyi yoluna koymasını bekleme.

Yola koyul, işe farklı düşüncelere yaşam alanı açarak başla. Karşıt görüşleri marjinalleştirme, düşmanlaştırma, baskılama. Eleştiriye kulak ver. Eleştirileri var oluşuna yönelik birer saldırı olarak görmek yerine düzeltici olarak gör. Doğru ya da yanlışı belirlerken sadece kendini esas alırsan, olduğu yerde sayıp duran pili zayıflamış bir oyuncaktan farkın kalmaz.

2. Belki kabul etmek istemiyorsun, belki içindeki o “fundamentalist” damar ağır basıyor ama bir “hukuk” devletinde yaşıyorsun.

Reşit olmayan çocukların evliliğini “Ama İslam’da yasak değil” diyerek savunamazsın. Düşmanını “Ama İslam’da kısas var” diyerek infaz edemezsin. Eşini “Ama İslam’da çok eşlilik var” diyerek aldatamazsın. Yaptığın haksızlıkları “Ama onlar gavur” diyerek aklayamazsın. Demokrasiyi ve hukuk devletini sadece senin işine yaradığı zamanlarda destekleyip, işine yaramadığında demokrasi düşmanı kesilemezsin. Artık neredeysen orada farklılıklarla yan yana yaşadığını kabul et. Dünyanın kendi ufak mahallenin sınırlarından ibaret olmadığını kabul et. “Onlar”la savaşma, “onlar”ı yok etmeye çalışma, dünyadaki tek doğrunun senin durduğun yer olmak zorunda olmadığını kabul et. Dayatacaksan hukuku dayat, hukukun tarafsızlığının peşine düş.

3. Ne olursa olsun, kime yönelik olursa olsun, hangi nedenle olursa olsun şiddeti kutsama.

Şiddet uygulama, şiddeti teşvik etme, şiddeti alkışlama. Nasıl ki önüne gelen her şeyi yutup savuran bir hortumu keyifle izleyemiyorsan, şiddeti de elinde çekirdekle izleyemezsin. Bugün başkasını savuran şiddet yarın seni parçalar. Okuldaki tek bir tokat ya da üstün astına uyguladığı psikolojik şiddet fark etmez. Şiddetten koru, şiddetten korun.

4. Değişimin sende başladığını artık anla.

Komşundan, “İyi biri, ama Alevi” diye bahsetmeyi bırak. İş arkadaşına farklı bir partiye oy verdi diye dünyadaki bütün pisliklerden sorumluymuş gibi muamele etmeyi bırak. Seninle aynı siyasi ideolojiyi paylaşmıyor diye eş vatandaş olarak görmediğin akrabana gıyabında hakaret etmeyi bırak. Ön yargılarını zor da olsa bırak. Bir kere de Tuncelililerden, Trabzonlulardan, Kayserililerden -işte kimse o “bunlar hep böyle” dediklerin onlardan- değişmez beton bloklarmış gibi bahsetmeyi bırak. Diğer insanları bu dünyadan ümitlerini kesmeye sevk eden, “bu ülkede yaşanmaz artık” dedirten o karamsar, kötücül, pis düşüncelerini bırak.

5. Başörtülüysen başörtüsüzle, cübbeliysen Kemalistlerle, İslamcıysan laiklerle, Doğuluysan Batılılarla didişmekten, onların kökünü kazımaya çalışmaktan vazgeç.

Kendi kimliğini olumlu bir varoluş çerçevesi içerisinde ortaya koyamıyorsan, illa bir düşmana karşı duruşunla ayakta kalabiliyorsan en büyük derdinin bu tehlikeli benlik inşasında yattığını artık idrak et. Önce kendine saygı duy, aynı saygıyı başkalarına da göster. Başkasına gösteremediğin saygıyı aslında doğrudan kendinden esirgediğini anla.

6. Ayağa kalk ve kendi içindeki ırkçıyla yüzleş.

Hep sen haklı olamazsın, içindeki cazgırla yüzleş. Bu toplumu bu hale getiren uzlaşmaz çirkinliğinle yüzleş. Siyasilerden daha çok bağırma bekleyen kavgacı yanınla yüzleş. Yen onu. Bunu yaparken istersen “medeniyet” de, istersen mozaik metaforunu yardıma çağır. Ama ille de ötekini kucakla. Omuzların sadece aynı siyasi bildirinin altına imza attığın değil, aynı gökyüzüne baktığın herkese değsin.

7. Başkasına musallat olana sevinme.

Sırf “öteki” diye ölene, düşene, bombalanana sevinme. Başkasının ölümüne sevinmek seni daha iyi bir insan yapmaz. Street fighter’da dövüş izlemiyorsun, ölenler gerçek insanlar. Akan kan gerçek, kurşunlar gerçek, dökülen gözyaşları gerçek. Sevindiğin her ölüm seni daha yalnız ve daha az insan yapar. Ölümün bile ortak noktada buluşturamadığı kalbi kararmış insanlardan olma.

8. Ve son olarak en önemlisi: Terörü, kaosu, şiddeti daha çok şiddet, daha çok bağırma, daha çok gerginlik ile alt edemezsin.

Toplumsal değişim ani mucizelerle gerçekleşmez. Sen kendini, kendi iddialarını düzeltip kendine gel. Eğer hem inançlı bir Müslüman olarak Türkiye’yi yaşanmaz kılıyor, hem de onu öldürmeye gelenlerin kendisinde hayat bulduğu bir peygamberin ümmeti olduğunu iddia ediyorsan hiçbir şey yapamasan da utanmazlığına ağla.